24 Ağustos 2010 Salı

H.Ç.T. ye mektuplar...1.mektup..(28 eylül 2008)


Çınar’ım, minik erkeğim;
Bugün 34.haftanın 2.günündeyiz. Beraber epeyce yol aldık.2,5kg ağırlığında olmalısın ve seni tahminen 1 ay sonra kucağıma alacağımı umut ediyorum.
Miniğim; seni hissediyorum ve sende beni hissediyorsun. Ne zaman aklımdan üzücü şeyler geçirsem( anneannenin hastalığı gibi…) içimde geriniyorsun ve topuklarını karnıma dayıyorsun. Ben sakinleşince sen de gevşiyor, sakinleşiyorsun.
Dün akşam baban, Betül teyzen ve ben yatağını kurduk. O esnada Hasan ve Berna kuduruyordu. Sonra yatağını salondan odana taşıdık. Öyle güzel oluyor ki odan. Henüz bitmedi ama bu haliyle bile güzel. Turuncu ağırlıklı bir oda, duvarları bile turuncu. Biliyor musun baban hayatında ilk defa boya fırçası eline aldı ve senin odanı boyadı. İlk başlarda her yere boya sıçratıyordu, yüzü turuncu benekli ve komikti. Ama sonra eli ehlileşti ve odanı çok çok güzel boyamayı başardı.
Sevgili oğlum, minik erkeğim. Seni öyle çok istedim ki anlatamam. Taa lise yıllarından beri hep bir oğlum olsun istedim. Son zamanlarda beni biraz korkuttular erkek çocuk zor diye, bir ara kız olsun istemiştim ama yok yok ben çok mutluyum bir oğul yetiştireceğim için ve de çok heyecanlı.
Sevgili oğlum, minik erkeğim, Çınar’ım; biliyor musun tam ümidimi yitirdiğim anda Tanrı bana babanı yolladı, seni dünyaya getirelim diye ve seni bize armağan etti. Bana göre bu bir mucizeydi, her şey rüya gibiydi… Babanın 22 yıl aradan sonra beni unutmamış olması, gelip beni bulması, beyaz atlı bir prens gibi hayatıma girmesi… Her şey tıpkı bir masal gibiydi…
Sevgili oğlum, minik erkeğim, Çınar’ım; biliyor musun senin bir de ağabeyin var… Hem de ne abi! Dünya yakışıklısı, duygusal, çok tatlı bir abin var. Adı da Kadir Yiğit. Baban ve ben; Kadir Yiğit ve Hasan Çınar’ın büyüyüp, omuz omuza gezmelere, çapkınlığa, okula vs. gittiği günleri görmeyi diliyoruz.
Sevgili oğlum, miniğim;
Seni dertlerimle sıkmak istemem ama anneannen çok hasta. Kalbi zayıflamış, dün bütün gün Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinin acilindeymiş. Ankara ya gitsek mi dedik, hem önümüz bayram. Ama sonra vazgeçtik çünkü sen karnımdasın ve yolculuk senin için şimdilerde çok riskli.
Çınar’ım şimdilik hoşçakal, seni merak ve özlemle bekleyen annen. ( annen kelimesini yazmak bile beni heyecanlandırıyor) 28.Eylül.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder